Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

*METAN GAZI HAKKINDA GENİŞ BİLGİ*

METAN GAZI ANSİKLOPEDİLERDE ŞÖYLE GEÇİYOR: YANICI HAVA İLE PATLAYICI GAZ.1778 DE BULUNDU.ORGANİK MADDELERİN MAYALANARAK YA DA YÜKSEK SICAKLIKTA KAVRULARAK AYRIŞMASINDAN OLUŞAN BİR GAZDIR.BATAKLIKLARDA YER YÜZÜNE ÇIKTIĞI İÇİN ''BATAKLIK GAZI DA DENİR.YAPAY OLARAK DA ÜRETİLEBİLİR.

METAN GAZI'NIN DEPREMLERLE İLGİSİ OLDUĞU AŞAĞIDAKİ ÖRNEKLERLE OLDUĞU GİBİ DAHA BİRÇOK ŞEKİLDE AÇIKLANABİLİR...

1) KÖRFEZ DEPREMİNİN FARKLI BİR TAHLİLİ

            17 Ağustos günü meydana gelen ve binlerce insanımızın ölümü,üç ana yerleşim yerinin ise neredeyse tamamen yıkılması ile sonuçlanan deprem, birçok yönü ile hala gündemdeki yerini koruyor.

            Depremin duyulduğu ilk saatlerden itibaren en yakın daireden başlamak üzere,ülkenin ve dünyanın en uzak köşelerine kadar bütün insanlarin önce kurtarma, daha sonra gıda, ihtiyaç ve diğer yardım çabaları belkide depremin acısını kabul edilebilir kılan deprem kadar önemli bir olaydır.Bu satırların yazarı da hiç olmazsa birkaç gün oralara gidip acıları paylaşma gayretinde bulunmuştur.

            Yaşanan tüm acılarla birlikte, ilk günden itibaren depremin büyüklüğü, şiddeti, önceden belirlenip, belirlenemeyeceği hususları da tartışılmaya başlamıştır.Afetin yer bilimleri yönünden teknik boyutları ve sosyal yapı üzerindeki etkileri konuşulmaya devam ederken depremi yaşayan bir arkadaşımın anlattıklarından hareketle ve ileride yapılacak çalışmalara belki katkısı olur düşüncesiyle olayın farklı bir teknik boyutunu ele alma ihtiyacı duyulmuştur.

            Depremi Kocaelinde körfeze birkaç yüz metre mesafede bir otelin üçüncü katında yaşayan bir arkadaşımın anlattıklarına göre (genel anlatımlarda bu doğrultudadır) depremin ilk on saniyesinde  alttan gelen darbelerle bina ve içindeki herşeyin yaklaşık 2 metre yükselip düşmesi şeklinde oluşan etki ile düşey olarak sayısız darbeler oluşmuştur.Bu esnada insanlar beyinlerinde olağanüstü büyük bir şelale şiddetinde su sesiyle şaşkındır.Takibeden 20 saniye sürede düşey darbelerin yerini sağa ve sola yatay hareket ve devamını ise denizde dalgalar üzerinde kalmış bir sandal gibi sallanma hareketleri almıştır.Takibeden artçı depremlerin neredeyse tamamı üçüncü safhaya dahildir. 

            Depremden önceki gün gözlenen bazı olayların da burada anılmasında fayda vardır. 16 ağustos günü, körfez bölgesinde çok sayıda küçük canlının (deniz anası, yengeç, balık vb.) sahile cansız  olarak vurduğu yaygın olarak anlatılmaktadır. Yine aynı gün marmara denizi  sahillerinde, denizin  dalgalanmaksızın aniden kabararak kumsalda güneşlenen insanlara kadar ulaştığının gözlendiği hikaye edilmektedir.

            Birbirinden farklı gibi görünen bu olaylar aslında mantıklı bir tahlile tabi tutulduğunda ardaşık olaylar zincirini oluşturabilir.Öncelikle deprem öncesi denizdeki küçük canlıların ölümü ve denizin kabarması, deniz içindeki fay hattından yoğun metan gazı çıkışının belirtileridir. Metan gazı suda az çözünen bir gazdır. Deniz dibindeki fay hattından sızmaya başlaması ile oluşturacağı artı hacimden ayrı olarak suda kabarcıklar halinde dağılması ile suyun yoğunluğunu azaltır ve kaldırma gücünü düşürür. Bu durumun yoğun yaşandığı yerlerde gemiler suya batabilir. Ayrıca metan gazının suda yoğun olarak dağılması su hacmini aşırı arttıracağından alttan gelen bir genleşme ile deniz yüzeyindeki yükselme ve sahilde taşmalara sebep olabilir. Bu olay aynı zamanda denizdeki canlıların oksijen yerine metan gazına maruziyetleri sebebi ile ölümüne neden olur.

            Görüldüğü üzere bir gün önceki pek çok belirti aslında depremin gelişini haber vermektedir.Yani, Kainatın yaratıcısı, afetten önce tedbir almamız için bizi son olarak uyarmıştır. Ancak, ikazlar ibret alanlar ve yaratıcının kanunlarını doğru okuyanlar içindir.

Depremin oluş şekli de anlatılanlara ve tabiatta mevcut  kanunlara göre anlaşılabilir olaydır.Deprem saatinde körfeze bakmakta olanlar denizin içinden bir alev topunun yükseldiğinden bahsetmektedirler. Fay hattından sızan metan gazının yoğunluk ve hızı saat

03.oo’ te son noktaya gelmiş  ve metan gazı suyu yarıp  su yüzeyinde hava ile, yani oksijen ile temas ederek olay başlamıştır.Zaten yer altından  yüksek sıcaklıkta (tutuşma sıcaklığının çok üzerinde) gelen metan gazı oksijenle karşılaştığında deniz üzerinde anlatılan alev topu oluşmuştur.Aslında bu alev topu denizi yarıp fay hattındaki metan gazında devam etmiştir. Metan gazının  yanması için havada hacim olarak %5-14 oranında olmalıdır.%5 den az olursa yanıcı (metan) az olduğundan, %14 den fazla olduğunda ise yakıcı (oksijen) az olduğundan parlama olmaz. Burada metan yoğunluğu fazladır.İlk metan gazının suyu yararak hava ile temas etmesi sonucu ilk parlama ve alev topu oluşmuş,bunun oluşturduğu kanaldan giren oksijenle zeminde fay çatlağında ikinci patlama olmuştur.Bu olay tıpkı nefes alıp verme gibi patlama, oksijen girişi, patlama sırası ile ilk on saniyede onlarca defa tekrar etmiş ve yeryüzündeki etkisi alttan gelen darbeler şeklinde olmuştur.         

                İlk on saniyede çıkan metan gazının yanması bitince patlamaların tesiri ile iyice açılan fay arasına deniz suyu büyük bir hızla akmıştır.Depremi yaşayanların duyduğu kıyamet şelalesi sesi bu olmalıdır.Zaten depremden sonra Marmara Denizi’nin özellikle İzmit Körfezi’nin suyunun tertemiz olması sebebiyle körfez suyunun hemen tamamının  yer altına gittiği ve yerine okyanus suyunun geldiği kanaati yaygındır.Kendisi ile görüştüğümüz Karamürsel Ereğli’de deniz kenarında yaşayan araştırmacı yazar botanikçi Hüseyin Dursun Topraktan denizin bu durumunu bize detayı ile anlatmıştır.

                Yine olayı görenlerin anlatımı ile deprem sonrası bölgeyi yoğun bir sis ve duman ile karanlık bir örtü kaplamıştır.Bu, yanan metan gazı dumanlarından kaynaklanabileceği gibi o anda buharlaşan çok  miktarda deniz suyunun oluşturduğu buharında bun da katkısı olabilir.Hüseyin baba (Hüseyin Dursun Topraktan)’ nın ifadesi ile Yaradan bizim kirlettiğimiz körfezi yeniden temizlemiştir.Burada oluşan reaksiyonlar  belki de ozon oluşumu ile ozon tabakasını bile tamir etmiş olabilir. Olayın bu yönünün ayrıca araştırılması gerekir kanaatindeyiz.

             Depremin ikinci 20 saniyelik safhası , patlama ile yerinden oynayan kara kütlelerinin yeniden yerine oturması faaliyeti ile sağa sola yatma ve dairesel hareket şeklinde oluşmuş ve son 15 saniyede ise artık durağanlaşma safhasında giderek yavaşlayan dalgalanma hareketleri ile yer kabuğu sukunet bulmuştur. Daha sonra meydana gelen artçı depremler yer kabuğundaki oynamış zeminlerin oturması ile oluşan daha küçük hareketler olabilir.

            Tüm bu anlatılanlar, konunun spesifik uzmanı olmamamız sebebeiyle tamamen doğrudur iddiası ile yazılmış bilimsel bir sentez olmadığı gibi, bilimsellikten uzak bir hayal ürünü de değildir. Belki konunun uzmanlarına farklı bakış açısı getirecek bir yaklaşımdır.

Sonuç itibarı ile  yaradan, yaradılışta koyduğu kanunlarla  bizim kirlettiğimiz  tabiata müdahale etmiş, genizlerini hapşırarak temizleyen bir dev edası ile körfezdeki , belki de bütün tabiattaki haddi aşan kirliliği temizlemiştir.

            Gerek depremin oluşu,  gerekse sonuçları hakkında günahkar kullar arayanların önce kendilerine bakmaları, kendi  nefislerinde tahliller yapmaları herhalde daha doğrudur. Kendimizi bir kenara çıkararak başkalarını sorumlu tutmak kolaycılıktır.  Taşan bardak; kaşık, kaşık suyla dolabilir, ama bir damla suyla taşar. Acaba taşan bu bardakta bizim de bir damla suyumuz yok mu                                      

Sadettin BAYSAL
Çalışma  ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Baş İş Müfettişi

2) DEPREMLER VE JEOFİZİK

Sismoloji (Deprem Bilimi), çok daha kapsamlı bir bilim olan jeofiziğin bir dalıdır.  

DEPREMLERİN OLUŞUMU.

Levha sınırlarındaki devingenlik ve değişim, yerkabuğunda deformasyonlar, gerilme birikimleri ve kırılmalar oluşturmaktadır. İşte bu kırılmalar ve varolan kırıklar boyunca yer değiştirmeler depremlerin oluşmasını sağlamaktadır.

Bu deformasyonlara sebep olan iki önemli olgu vardır.

1)Enerji birikimi

2)Enerjinin aniden açığa çıkması

Yerkabuğu ve litosferde deformasyonlara neden olan enerji; gravitasyonel potansiyel enerji, kinetik enerji, kimyasal enerji ve yamulma enerjisidir.

Sismoloji çalışmaları, bu enerji türlerinden yalnızca elastik yamulma enerjisinin büyük depremleri oluşturacak kadar güçlü olduğunu göstermiştir.

Depremlerle elastik yamulma enerjisinin açığa çıkmasındaki ilişki; çeşitli kuvvetler (tektonik, volkanik) nedeniyle yer kabuğu içinde biriken gerilmeler belirli bir düzeye geldiğinde ortamın dayanma gücünü yenmekte ve böylece yer kabuğu kırılarak ve ya varolan bir kırık boyunca kayarak tektonik depremi oluşturmaktadır.

Deprem, elastik bir ortamda biriken potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşümü olarak düşünüldüğünde, kaynak bölgesindeki yoğunluk, Young Modülü, katısallık(rijidite) gibi elastiklik katsayılarının deprem kaynağının oluşumunda önemli parametreler olduğu anlaşılır. Ayrıca bölgenin tektonik özellikleri depremin oluşumunda önemli bir etmendir.

Depremin oluşumunda 4 ayrı aşama belirlenmiştir.

a)İNTER-SİSMİK DÖNEMİ: Fay üzerinde hareketin olmadığı, ancak elastik yamulma enerjisinin biriktiği dönemdir.

b)PRE-SİSMİK DÖNEMİ : Fay üzerindeki gerilmenin kritik düzeye geldiği aşamadır.

c)KO-SİSMİK : Bu kısa dönemde potansiyel enerji hızla kinetik enerjiye dönüşür. Yani deprem anıdır.

d)POST-SİSMİK DÖNEMİ : Art sarsıntıların oluştuğu ve fayın yeni bir denge durumuna geldiği dönemdir. Post-sismik döneminin sonu inter-sismik döneminin başlangıcıdır.

 

 

ZEMİN SIVILAŞMASI NEDİR?

Depremlerde hasar artırıcı olaylardan en önemlisi zemin sıvılaşmasıdır.

Zemin sıvılaşması; meydana gelen elastik dalgaların sıkıştırmasıyla, suya doygun zeminlerde basıncın etkisiyle gözenek suyunun zemindeki malzemeyle birlikte fışkırmasıyla oluşan yapıdır.

 

ARTÇI ŞOK NEDİR?

Şiddetli bir depremden sonra yeraltındaki kayaların yerlerine yerleşmelerinin yol açtığı hafif sallantı ve titreşimlerdir.
 
 
 

Kara parçalarının son 500 milyon yıllık seyahati
Yerkürenin iç yapısı
Yeryüzü kabuğu sürekli hareket eder
Okyanus ortası sıradağlar ve levha sınırları
Deprem nedır? Nasıl Oluşur?
Seismotektonik harita
Depremin neden olduğu hareketler
Bina İnşaatında yanlış ve doğrular 1
Bina inşaatında yanlış ve doğrular 2
Resimler
Deprem Dalgaları ve deprem büyüklüğü (M) (1)
Deprem Dalgaları ve deprem büyüklüğü (M) (2)
Türkiye'de 1894-1995 arası önemli depremler
Depremde hayatta kalmanın kuralları

 

 

ADANA-CEYHAN DEPREMİ

 

Son yıkıcı depremi 1945 de yaşamış olan Adana ve yöresi, 27 Haziran 1998 günü 6.2 büyüklüğündeki depremle bir kez daha büyük ölçüde zarar gördü. Daha öncekilerden farklı olarak bu deprem, modern bir sismolojik deprem ağının tam ortasında meydana gelmiş ve bütün ayrıntılarıyla gözlenmiştir.

 

ADANA-CEYHAN DEPREMİ NEDEN OLDU?

 

Adana ve yöresi Doğu Anadolu Fay Zonu’nun Maraş yöresinden başlayarak güneybatıya doğru çatladığı kesimde yer almaktadır. Bu yöre Ölü Deniz Fayı, Doğu Anadolu Fay Zonu, ve bunun güneybatı uzantılarıyla sınırlanan Afrika, Arabistan ve Anadolu Levhalarının oluşturduğu üçlü kavşağın çevresinde gelişen karmaşık bir kinematik sürecin etkisinde şekillenmektedir. Adana Depremi, ilgili fay düzlemi çözümüyle de doğrulandığı gibi, sol yönlü doğrultu atımlı bir sisteme bağlı olarak meydana gelmiştir. Bir diğer tanımlama ile deprem sırasında fay hattının kuzeyi, güneyine göre bir miktar batıya hareket etmiştir.

Adana Depremi sonrasında ilk üç gün içerisinde 200 civarında artçı deprem gözlenmiş ve bunların ana şoka oranla daha kuzeye doğru dizildikleri saptanmıştır.

 

BU DEPREMDE NELER OLDU? *****************!( Aşağıda koyu yazılan yere dikkat)!!!

 

Bu depremde ender görülen büyüklükte zemin sıvılaşması, kum fışkırmaları, gaz çıkışları oldu.

Ceyhan Irmağı boyunca, sağ ve sol taraflarında, uzunluğu 50 km olan bir alanda heyelanlar, yarılmalar, tansiyon çatlakları, oturmalar oldu.

Bölgede bulunan önemli sayıdaki yeraltı ve yüzey kaynak sularında artış oldu, aynı oranda değişik alanlardaki kuyularda yeraltı suları ve yüzey kaynak suları kesildi ve ya çok azaldı.

Soysallı Köyü, Kör Veli Mevkiinde bulunan 204 m derinlikteki su kuyusundan su ve metan gazı çıkarak kesilmiş sonrada petrol fışkırmıştır.

  1. tarihli Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’nün ön hasar tespit icmal formuna göre:

-144 kişi hayatını kaybetti.

-1356 bina tamamen yıkıldı.

-30 adet işyeri yıkıldı.

-18395 bina oturulamaz

-555 işyeri hasarlı oturulamaz.

-43721 bina hasarlı oturulamaz.

-1026 işyeri hasarlı oturulur hale gelmiştir.
 

Daha Fazla Bilgi için

Adana-Ceyhan Depremi (Afet İşleri Genel Müdürlüğü)
 
http://www.deprem.gov.tr/latesteq.html
 

Adana-Ceyhan Depremi (ODTU Deprem Müh. Araş. Merkezi)

http://www.metu.edu.tr/home/wwweerc/Report.htm